Otomobil piyasasında hissedilen ekonomik daralma, esnafın hayatta kalma mücadelesini farklı bir boyuta taşıdı. Geçtiğimiz bir yıllık süreçte araç fiyatları yüzde 8.7 oranında bir artış gösterse de bu ivme, döviz kurları ve enflasyondaki yükselişin oldukça altında kaldı. Sektörde faaliyet gösteren 1.050 işletmeden 300 tanesinin faaliyetlerine son verdiği ifade edilirken, İstanbul Bağcılar’da bulunan İSTOÇ bölgesindeki durgunluk da gözle görülür hale geldi. Artan işletme giderleriyle başa çıkamayan esnaf, giderleri bölüşmek adına aynı dükkanı paylaşarak tek kapıya iki ayrı firmanın tabelasını asmaya başladı.
Kimler sektördeki son durumu değerlendirdi?
İSTOÇ bünyesinde tam 30 senedir esnaflık yapan Sefer Keklik, mevcut piyasa koşullarında satışların “çok kötü durumda” olduğunu vurguladı. Son 2-3 yıldır sektör temsilcilerinin küçülme yoluna gittiğini ifade eden Keklik, bu olumsuz tablonun gerekçelerini “maliyetler, kredilerin olmaması, faizlerin yüksek olması, dövizin çakılı kalması” şeklinde özetledi. Kendi iş yerindeki durumu anlatan Keklik, “Bugün değil de 2 aydır satış yaptınız mı diye sorarsanız; hiç siftahım yok 2 aydır” ifadelerini kullandı.
Nasıl tasarruf edilmeye çalışılıyor?
İş yerinde toplam beş kişi istihdam ettiklerini dile getiren Sefer Keklik, mülk sahibi olmasının önemine değinerek, “Dükkanın mülkiyeti bana ait olmasaydı ben bir gün burada durmazdım, kapatır giderdim” dedi. Ayakta kalabilmek için her türlü masraftan kaçındıklarını belirten esnaf, “Yememizden kısıyoruz, giymemizden kısıyoruz, içmemizden kısıyoruz ki durabilelim. Belki açılır” diye konuştu.
Ne oldu da araçlar yatırım aracı olmaktan çıktı?
Sektörde 1994-95 yıllarından bu yana varlık gösteren Şenol Çelik, otomobillerin artık bir yatırım enstrümanı olarak görülmediğini belirtti. Geçmişe kıyasla otomobilin değer kazanma özelliğini yitirdiğini söyleyen Çelik, “Eskiden araba prim yapardı, insanlar yatırım için alırdı. Şimdi çalışmayan evlat gibidir, göze batıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Neden iki tabela dönemi başladı?
İşletme giderlerinin ağırlığına dikkat çeken Şenol Çelik; vergi, sigorta ve yakıt fiyatlarının tüketicinin kararını etkilediğini belirterek, “Çok da zaruri değilse insanlar araba almıyor. İstese de yapamıyor” dedi. Portföylerinde daha çok hafif ticari araçlara yer verdiklerini kaydeden Çelik, “İnsanlar binerken bir yandan da iş yapabiliyor” diyerek binek ve lüks araç piyasasının yüksek maliyetler nedeniyle oldukça yavaşladığını ifade etti.
Nerede ve hangi şartlarda ticaret sürdürülüyor?
Kira bedellerinin esnafın belini büktüğünü söyleyen Şenol Çelik, ana cadde üzerindeki dükkanların aylık kiralarının 200-250 bin liraya ulaştığını paylaştı. Bu maliyeti karşılayamayan esnafın çözüm yollarını ise şu sözlerle anlattı: “Cadde üzerindeki 250 bin liralık kirayı karşılayamayan esnaf, pasaj içinde 50-60 bin liraya küçük dükkan tutuyor.” Bazı işletmecilerin ise aynı alanı bölüşerek çift tabela ile hizmet vermeye başladığını ekledi. Piyasadaki genel karamsarlığı dile getiren Çelik, “Her gün bir önceki günü arar olduk. İnşaattan tut, gıdadan tut, otomotivden… Hepsi zaten bir trenin vagonu gibidir. Lokomotif durdu mu, vagonlar da durmuş oluyor” şeklinde konuştu.
