Hafta sonu düzenlenen TÜYAP Diyarbakır Kitap Fuarı vesilesiyle kadim şehirdeydik. Kısıtlı bir zaman diliminde de olsa kentin nabzını yerinde ölçme imkanı bulduk. Türkiye’nin iç barışına ve hayal ettiğimiz toplumsal yapıya dair her zaman kurduğumuz bir cümle vardır: İzmir’in Kordon boyunda nasıl özgürce yürüyorsak, Diyarbakır’ın Dört Ayaklı Minare’sinden Ulucami’sine de aynı huzurla yürüyebilmeliyiz.
Nerede ve Ne Zaman Gezildi?
Cumartesi günü öğle vaktinde bu güzergahı adımladık. Sokaklarda Harput dibek kahvesi, Mardin şekeri ve meyankökü şerbeti ikramlarıyla karşılaştık. Bölgede esnafla yaptığımız görüşmelerde iç ve dış turizmin hareketlendiğini gözlemledik. Yürüyüşümüz sırasında karşılaştığımız fotoğraf makineli kalabalığın Adanalı Fotoğraf Sanatçıları grubu olduğunu öğrendik ve selamlaştık. Diyarbakır’da “şimdiki zaman” oldukça umut verici görünüyor, ancak zihinlerdeki temel soru şu: Yakın gelecekte bizi neler bekliyor?
Neler Yaşandı ve Halk Ne Dedi?
Diyarbakır halkının büyük bir bölümü siyasi ve ekonomik süreçleri yakından takip ediyor. Bir esnafın, “Bunca yaşadıklarımızın ardından barış atmosferine seviniyoruz. Ama sonrasının ne olacağını tam kestiremediğimiz için birbirimize ‘Şimdi ne oldi’ diye soruyoruz” şeklindeki özeti dikkat çekiciydi. Şehirde Gaffar Okkan isminin caddeler ve okullardan sonra bir ciğerciye dahi verildiğine şahit olduk.
Neden Amedspor Şehrin Odak Noktasında?
Kentte siyasetle iç içe geçmiş en önemli konulardan biri de Amedspor. Takım, hayatın her alanında etkisini hissettiriyor. Vatandaşlar, Anadolu’nun farklı illerinden gelen takımlara ciğerden burma kadayıfa kadar her türlü misafirperverliği gösterdiklerini belirterek, “Biz de aynı kabulü görmek istiyoruz!” mesajını veriyorlar.
Ağustos sonunda oynanan Amedspor-Trabzonspor karşılaşması hala hafızalarda. 33 bin kişilik kapasitesi olan stadyumda en az 40 bin kişinin bulunduğu, biletlerin karaborsaya düştüğü anlatılıyor. 16 yıl aradan sonra kentin ev sahipliği yaptığı bu ilk büyük lig maçında yaklaşık bin Trabzon taraftarı da yerini almıştı. İki heyecanlı taraftar grubunu kıyaslayan bir Diyarbakırlı, “Aramızdaki fark onların deniz görmüş olması” yorumunda bulundu. 10 Ekim’deki Gençlerbirliği-Amedspor mücadelesinin heyecanı ise günler öncesinden şehri sarmıştı. Bu durum bize futbolun sadece futboldan ibaret olmadığını bir kez daha kanıtladı.
Kimlerle Karşılaşıldı ve Hangi Veriler Paylaşıldı?
Ziyaretimiz sırasında farklı hayat hikayelerine de ortak olduk. Park 75’te Aydınlı bir kadın ve Diyarbakırlı eşiyle tanıştık. Aydın’dan tayinle gelen eşi, önce 5 yıl kalıp dönmeyi planlamış ancak 15 yıldır Diyarbakır’da yaşıyorlar. Fuar alanında ise başlangıçta ailelerin tartıştığı ama şimdi tatilleri birlikte geçirdiği bir Uşak-Diyarbakır evliliğinin hikayesini dinledik. Türkiye genelindeki 25 milyona yakın ailenin yaklaşık 3 milyonunda eşlerin farklı kökenlerden gelmesi şu gerçeği hatırlatıyor: “Düğünleri yapanlar, düğümleri de çözerler!”
Kitap Fuarında Nasıl Bir Atmosfer Vardı?
Cumhuriyet Kitapları standında bulunduğumuz fuar, oldukça geniş bir yelpazeye sahipti. Bazı okurlar, “Türkiye genelinde tanınan yayınevlerinin sayısı daha fazla olmalıydı” diyerek sitemlerini dile getirdiler. Fuar alanında Kürt-İslam sentezi yayınlardan Kürtçe kitap yayımlayan yayınevlerine kadar birçok farklı renk mevcuttu. Kürtçe eser veren yazarlar, okuyamayacağımızı bilseler de nezaketle kitaplarını imzalayıp hediye ettiler.
Siyasi Süreç Nasıl Değerlendiriliyor?
Terörün son bulması sürecine dair kentteki genel kanı barıştan yana. Herhangi bir siyasi yapıya bağlı kalmadan süreci yorumlayan kitapseverler, “Bu kent yüzünü barışa döndü. İyi değerlendirin!” çağrısında bulunuyor. DEM Parti kongresinde Öcalan isminin öne çıkıp Demirtaş’ın anılmaması hala tartışılan bir konu. Geçmişte farklı isimlerle hayata geçirilmeye çalışılan 10 ayrı denemenin ardından şimdi 11. denemenin içindeyiz. Diyarbakır’da her kesimin beklentisi oldukça yüksek, ancak herkesin temkinli bir şekilde bir adım geride beklediği gözlemleniyor. Tüm dikkatler, bir sonraki hamleye çevrilmiş durumda.
