1. Haberler
  2. Genel
  3. Türkiye’nin Ezopları: İoanna Kuçuradi’nin Ardından Bırakılan Miras

Türkiye’nin Ezopları: İoanna Kuçuradi’nin Ardından Bırakılan Miras

Türkiye’nin entelektüel dünyasında “Ezoplar” zincirinin son halkalarından biri olan İoanna Kuçuradi, yaşama veda etti. 90. yaş gününü kutlamasına yalnızca iki gün kala hayata gözlerini yuman Kuçuradi, ömrünü felsefeye ve insan...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin entelektüel dünyasında “Ezoplar” zincirinin son halkalarından biri olan İoanna Kuçuradi, yaşama veda etti. 90. yaş gününü kutlamasına yalnızca iki gün kala hayata gözlerini yuman Kuçuradi, ömrünü felsefeye ve insan hakları savunuculuğuna adamıştı. 4 Ekim 1936 tarihinde İstanbul’un Beyoğlu semtinde başlayan hayat serüveni, 2 Ekim 2026’da Maltepe’den sonsuzluğa uğurlanarak Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı’nda nihayete erdi. Bu topraklardan göçüp giden tüm “Ezoplar” gibi, onun da arkasından daima sevgi ve övgü dolu sözler dile getirildi.

İoanna Kuçuradi Kimdir?

İoanna Kuçuradi, bilim dünyasındaki onurlu yürüyüşüne 1959 yılında felsefe ile başladı. Tam 67 yıl boyunca kesintisiz devam eden bu serüven; pek çok üniversitede üstlendiği öğretim üyeliği görevleri, kaleme aldığı onlarca kitap, çeviri ve makale ile şekillendi. Hem ulusal hem de uluslararası felsefe organizasyonlarında yöneticilik yapan Kuçuradi, bu üstün başarılarını çok sayıda ödülle taçlandırdı. Eğer bu yaşam yolculuğu 2 Ekim’de sonlanmasaydı, Kuçuradi’nin zihninde insan hakları ve felsefe literatürüne kazandıracağı daha kim bilir ne büyük projeler mevcuttu.

Felsefe ve Aydınlanma Mücadelesi Nerede Kesişiyor?

Kaderin bir cilvesi olarak, İoanna Hoca’nın vefat ettiği gün Emre Kongar da “Aydınlanma” isimli köşesinde Ezop’u kaleme almıştı. Tarihteki Ezop, yaptığı keskin ve zekice eleştirilerin bedelini idam edilerek canıyla ödemişti; İoanna Hoca ise şanslıydı ki eceliyle bu dünyaya veda etti. Ancak yakın tarihimize baktığımızda, bu bedeli canıyla ödemek zorunda kalan “Ezoplar”ın sayısı hiç de az değildir. İlhan Selçuk ve Türkan Saylan, o ilerlemiş yaşlarında ağır sorgulara maruz kalmasalardı, belki de bugün hala aramızda olabilirlerdi.

İdam Sehpasına Giden Gençlerin Mesajı Ne Zaman Verildi?

Henüz hayatlarının baharındayken darağacına gönderilen o üç fidanın durumu ise hafızalardaki tazeliğini koruyor. İdama yürürken “Kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum” diyen Deniz; “Ben halkımın bağımsızlığı ve mutluluğu için şerefimle ölüyorum” diyen Yusuf ve “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım” diyen Hüseyin…

Ezoplar Neden Mücadele Ettiler?

Bu isimler, kısa süren yaşamları boyunca tek bir gaye uğruna okudular, düşündüler ve eyleme geçtiler: Ülkeleri daha ileriye gitsin, emperyalist güçlere boyun eğilmesin ve halk refah içinde yaşasın. Onlar; çocuklar okula aç gitmesin, çocuk işçi olarak can vermesin, emekçiler haklarını tam alabilsin, madenlerde veya iş kazalarında hayatlar sönmesin ve 70 yaşındaki emekliler pazar artıklarını toplamak zorunda kalmasın diye çabaladılar. Ne vatan hainliği yaptılar ne ailece devletin kaynaklarını hortumladılar ne de İsrail’in Gazze’de veya ABD’nin İran’da yaptığı gibi masum canlara kıydılar.

Adalet ve “Ezop Virüsü” Nasıl Yayılıyor?

Günümüzde de pek çok “Ezop”, henüz suçlulukları kanıtlanmamışken çeşitli ithamlarla zindanlarda iddianame beklemeye mahkûm ediliyor. Bazıları ise Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “derhal serbest bırakılmalı” yönündeki kararlarına rağmen parmaklıklar ardında tutuluyor. Fakat bu durum onları durdurmaya yetmiyor; “düşünsem ne değişecek” demeden ülkelerinin geleceği için okumaya, proje üretmeye ve yazmaya devam ediyorlar. Çünkü onlar “Ezop virüsü”nü bir kez kapmış durumdalar.

Ülke kaynaklarını sömürenler ve vurguncular, belki kısa sürede Karun gibi zenginleşip milyarlarına milyar katabilirler; ancak herkesin eşitleneceği o son gün geldiğinde, bu zenginliklerin hiçbirini yanlarında götüremeyecekler. Arkalarından kimse hayırla bahsetmeyecek, “ülkesine yararlı bir insandı” demeyecek. Öte yandan Ezoplar bu dünyadan ayrılırken; tıpkı bugün olduğu gibi yarın da yüz binlerce insan arkalarından gözyaşı dökecek ve onları anlamaya çalışacaktır. Prof. Dr. Ülkü Sarıtaş‘ın da belirttiği gibi, insanca bir yaşam için bitmeyen bir azimle mücadele eden bu kişileri anmak ve anlamak büyük bir onurdur. Ne mutlu Ezop olabilenlere…

Türkiye’nin Ezopları: İoanna Kuçuradi’nin Ardından Bırakılan Miras
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

WordPress ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
Alternatif ile Haber Hakkında Sohbet

Alternatif ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir