1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Nasuh Mahruki’nin Tutukluluğu ve Siyasetteki Algı Operasyonları

Nasuh Mahruki’nin Tutukluluğu ve Siyasetteki Algı Operasyonları

Nasuh Mahruki, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında 16 Eylül'de Bakırköy'de hakim karşısına çıkıyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Siyaset arenasındaki benzetmeler bazen gerçeklerin önüne geçebiliyor; tiyatrocular bu duruma her ne kadar sitem etse de, “tiyatro” ve “danışıklı dövüş” gibi ifadeler mahkeme tutanaklarına kadar girmiş durumda. Nasuh Mahruki, kullanmadığı bir benzetme sebebiyle şu an özgürlüğünden mahrum bırakılmış bir isim olarak dikkat çekiyor.

Nasuh Mahruki Neden Tutuklandı ve İlk Duruşma Ne Zaman?

Bakırköy’de 16 Eylül tarihinde ilk kez hakim karşısına çıkacak olan Nasuh Mahruki, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” iddiasıyla tutuklu bulunuyor. Ancak bu noktada sormak gerekiyor: Mahruki’nin yaptığı analizler neticesinde hangi halk kesimi galeyana geldi? Topluma yansıyan somut bir tahrik durumu bulunmazken, bu suçlamanın yalnızca şikayetçilerin kendi sübjektif hislerini yansıttığı görülüyor.

Hayatını her türlü felakette Türk halkının yardımına koşmaya adamış bir isme “halkı aşağılama” suçlaması yöneltilmesi, yapılabilecek en ağır ithamlardan biridir. Aksine Nasuh Mahruki, Türk bayrağını dünyanın en yüksek noktalarında dalgalandırarak bu milletin onurunu temsil etmiş bir figürdür.

15 Temmuz Tartışmalarında “Tiyatro” İfadesi Suç mu?

Mahruki’ye yöneltilen bir diğer suçlama ise 15 Temmuz olaylarını “tiyatro” olarak nitelendirmesi. İşin ilginç tarafı, suçlamaya temel teşkil eden mesajda bu kelime dahi geçmiyor. Öte yandan, bir olayı tiyatro olarak adlandırmak hukuki bir suçtan ziyade, farklı bir analiz biçimi olarak değerlendirilmelidir. Geçmişte başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere pek çok siyasetçi de benzer ifadeler kullanmıştı.

Ortadoğu’da “Danışıklı Dövüş” İddiaları Neyi Hedefliyor?

Siyaset dilinde sıkça başvurulan bir diğer kavram olan “danışıklı dövüş”, özellikle İran ve İsrail arasındaki gerilimlerde sıkça telaffuz ediliyor. Bazı köşe yazarları, geçtiğimiz yıl yaşanan 12 gün savaşı sırasında bu iki devletin birbirine zarar vermeyecek füzeler attığını iddia etmişti. Ancak bu yıl gerçekleşen 40 gün savaşı bu teorileri çürüttü.

ABD ve İsrail, İran’ın üst düzey yetkililerini hedef alıp altyapısını vurduğunda, İran da İsrail ve çeşitli ülkelerdeki ABD üslerine sert yanıtlar verdi. Öyle ki Pakistan‘ın barış önerisine ABD, İran‘dan daha fazla ilgi gösterdi. Tüm bu somut çatışmalara rağmen, bazı çevreler hala bu süreci “danışıklı dövüş” olarak nitelemeye devam ediyor.

Türkiye Gazetesi’nin “Mekke İttifakı” İddiası Nedir?

Türkiye Gazetesi’nin manşetine taşıdığı “İran’ın hedefi Mekke İttifakı” başlıklı haberde, Husilerin (Ensarullah) Yemen’deki faaliyetleri ve Babülmendep Boğazı‘nı kontrol altına almaları bir uzman görüşüyle analiz edilmiş. Habere göre şu iddialar öne sürülüyor:

  • Husilerin hamleleri aslında İran’ın planıdır ve bu operasyonla Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin içinde bulunduğu Mekke Paktı hedef alınmaktadır.
  • İran, Türkiye’yi ateşe çekmek amacıyla Husileri Suudi Arabistan’a saldırtmaktadır.
  • Bu süreçte İran ve İsrail, Mekke Paktı’na karşı gizli bir işbirliği yapmaktadır.

Ortadoğu Uzmanlarının Hataları Nelerdir?

Söz konusu analizlerdeki mantık hataları oldukça belirgindir:

İran’ın Türkiye’yi ateşe çekmek istemesi mantıksızdır; zira İran halihazırda büyük bir ateşin içindedir ve Türkiye bu sürece dahil olmadığı için Ankara’ya resmi teşekkürlerini sunmuştur. Ayrıca Husilerin Suudi Arabistan ile mücadelesi 12 yıldır devam etmektedir, oysa Mekke Paktı henüz bir aylık bir oluşumdur. Gerçek olan şudur ki; İsrail ve İran gerçekten savaşmaktadır. Eğer bu ikisi Mekke Paktı‘na karşı çıksaydı, ABD‘nin de paktın karşısında olması gerekirdi; fakat ABD bu ittifaka desteğini açıkça ilan etmiştir.

Türkiye’yi Gerçekten Ateşe Kim Atmak İstiyor?

ABD’li Senatör Joe Wilson’ın, “Mekke Savunma İttifakı, birine yönelik saldırının herkese yönelik olduğunu söylüyor. Şimdi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Husileri yok etme vakti” şeklindeki sözleri asıl tehlikeyi işaret ediyor. Türkiye Gazetesi İran’ı hedef gösterirken, aslında Türkiye’yi çatışmanın içine itmeye çalışan asıl odakları gizliyor olabilir. Gazetenin sahibi Ahmet Mücahit Ören’in ABD vatandaşı olması ise bu tablodaki dikkat çekici bir detaydır.

Nasuh Mahruki’nin Tutukluluğu ve Siyasetteki Algı Operasyonları
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

WordPress ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
Alternatif ile Haber Hakkında Sohbet

Alternatif ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir