AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki, 15 Temmuz darbe girişimi üzerine gerçekleştirdiği bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle 63 gün boyunca cezaevinde kaldı. Tahliye edilmesinin ardından yaşadıklarını paylaşan Mahruki, Silivri Cezaevi’nin ağır şartlarını, hakkındaki 15 aylık hapis cezasını ve hukuk mücadelesini tüm detaylarıyla aktardı.
Nasuh Mahruki kimdir ve neden tutuklandı?
Sürecin en dikkat çekici yanı, Mahruki’nin tutuklanmasına dayanak gösterilen ifadelerin aslında kendisine ait olmamasıydı. 40 kelimeden oluşan kısa paylaşımında “tiyatro” kelimesini kullanmadığını belirten Mahruki, savcının kendisine hiçbir soru sormadan işlem başlattığını ifade etti. Mahruki, “Oysa tweet’te tiyatro da oyun da geçmiyor” diyerek, iddianamede kelimelerin sürekli değiştirildiğini vurguladı.
Daha önce de benzer bir gerekçeyle 16 gün tutuklu kaldığını hatırlatan Mahruki, TCK’nın 216 ve 218. maddelerinin yoruma çok açık olduğunu savundu. Kendisine büyük bir adaletsizlik yapıldığını düşünen Mahruki, “İnsanların söylemediği şeyler söylenmiş, yüklemediği anlamlar yüklenmiş gibi yorumlanabiliyor. Bana çok büyük bir adaletsizlik ve hukuksuzluk yapıldığını düşünüyorum” dedi.
Silivri Cezaevi’nde yaşam koşulları nasıldı?
63 günlük tutukluluk sürecinde karşılaştığı fiziksel şartları anlatan Mahruki, normalde 7 kişilik olan koğuşlarda 59 kişiye kadar kalındığını belirtti. 48 yatağın bulunduğu ortamda 13 gün boyunca yerde yatmak zorunda kaldığını söyleyen Mahruki, ilk üç gününü geçirdiği geçici koğuştaki dehşeti şu sözlerle özetledi: “İlk üç günde vücudumda 256 tane tahtakurusu ısırığı saydım. Gece kimse uyuyamıyordu. Duvarlar kan lekeleriyle doluydu.”
Mahruki’nin tartışılan paylaşımında ne yazıyordu?
Kaptan-ı Derya Nasuhzâde Ali Paşa’nın 5. kuşaktan torunu olan Mahruki, söz konusu paylaşımında satranç metaforu kullandığını dile getirdi. Paylaşımında 15 Temmuz’un bazı emarelerinin önceden bilindiğini ve bunun bir sistem değişikliği için fırsat olarak görüldüğünü anlatmaya çalıştığını belirtti. Mahruki, “Ben şehit torunuyum. Böyle acımasız ve kanlı bir olayı hiç oyunlaştırır mıyım, tiyatro gibi bir şey söyler miyim?” diyerek suçlamaları reddetti.
Cezaevinde tanık olunan en sarsıcı olay neydi?
Cezaevinde kendisini en çok etkileyen durumun hasta bir mahkûmun dramı olduğunu anlatan Mahruki, şeker hastası bir vatandaşın bakımsızlıktan önce bacağını, sonra kolunu kaybettiğini söyledi. Diğer tutukluların bu kişiye yardım etmek zorunda kaldığını belirten Mahruki, “Böyle ağır bir hasta tutuklunun bakımından diğer tutukluların vicdanen sorumlu olması çok garip buldum” ifadesini kullandı.
Zorlu şartlarda günlük hayat nasıl ilerledi?
Mahruki, tüm olumsuzluklara rağmen koğuş içindeki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Semaver suyunda yemek ısıttıklarını, hatta semaverde tost yapmayı keşfettiklerini anlattı. Ailesiyle yaptığı haftalık 60 dakikalık görüntülü konuşmaların kendisi için en büyük moral kaynağı olduğunu söyleyen Mahruki, eşi Mine, çocukları Barlas (13) ve Bilge (11) ile bağını bu şekilde koruduğunu belirtti.
Hukuki süreçte son durum nedir?
Tahliyesinin ardından buruk bir sevinç yaşadığını belirten Mahruki, hayatından 63 günün çalındığını savundu. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasının, ülkeye 30 yıl hizmet etmiş biri için çok ağır olduğunu dile getiren Mahruki, “Devletin dini adalettir” sözüyle hukukun üstünlüğü vurgusu yaptı.
Mahruki, duruşma sırasında savcının “tiyatro ve oyun” ifadelerini suçlamadan çıkardığını ancak yine de cezalandırılmasını talep ettiğini söyledi. Sonuç olarak Mahruki’ye 15 ay hapis cezası verildi ve hükmün açıklanması geri bırakıldı. Kendisiyle benzer ifadeler kullanan başka bir vatandaşın beraat ettiğini hatırlatan Mahruki, “Diyene beraat demeyene hapis” diyerek karardaki çelişkiye dikkat çekti.
