Sermaye piyasalarında yaşanan tarihi kayıpların ardından, borsa krizinde zarar gören yüz binlerce yatırımcı için bütçeye maliyet getirmeyecek bir çözüm planı ortaya konuldu. MASAK eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, usulsüz işlemlerden elde edilen ve normal şartlarda Hazine’ye devredilmesi gereken varlıkların, kurulacak bir ‘Mağdur Fonu’ üzerinden hak sahiplerine dağıtılmasını tavsiye etti.
Borsa Krizinde Neler Oluyor ve Öneri Ne?
SÖZCÜ gazetesine değerlendirmelerde bulunan Dr. Ramazan Başak, mevcut durumun sadece kişisel bir kayıp olarak görülemeyeceğini belirterek, “SPK’nın 45 yıllık tarihinin en büyük tahribatı ve en ciddi güven kriziyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Başak, ana hissedar ve yöneticilerin şüpheli varlıklarının bu fonda birleştirilmesini talep etti. Piyasa Dolandırıcılığı kapsamında Hazine’ye aktarılacak miktarların mağdurlara yönlendirilmesi gerektiğini savunan Başak, “Milli duyguları istismar eden küçük bir arsız grubun yol açtığı mağduriyetler ancak böyle azaltılabilir” dedi.
Mağduriyetin Boyutu Ne Kadar?
Açıklanan verilere göre, tasfiye sürecindeki fonlarda 517 bin, işlemleri kısıtlanan fonlarda ise 1 milyon yatırımcı yer alıyor. Toplam mağdur sayısının 2 milyona ulaştığını, bu durumdan etkilenen nüfusun ise 5 milyonu bulduğunu ifade eden Başak, ana parayı koruyacak bir sistemin kurulmasının zorunlu olduğunun altını çizdi.
Acil Olarak Hangi Tedbirler Alınmalı?
Fonları tasfiye edilen şirket sahiplerine ait olan Destek, Hedef, Tera ve İktisat Katılım bankaları ile Katılımevim ve Birevim gibi kuruluşlara dikkat çeken Başak, önemli bir uyarıda bulundu. Mevcut yönetimlerin görev başında kalmasının şüpheli varlık transferlerine yol açabileceğini belirterek, “Vakit kaybetmeden tedbir alınıp yönetimler değiştirilmelidir” dedi.
Denetim ve Sorumluluk Kimde?
Yaşanan süreçten düzenleyici kurumları sorumlu tutan Ramazan Başak, “İnsanlar pervasızca bu kişilerin insafına bırakıldı” diyerek tepkisini dile getirdi. Başak ayrıca, Tera hakkında ilettiği şikayetler sebebiyle iki kez gözaltına alındığını paylaştı.
Ekonomist Mahfi Eğilmez de kamu otoritelerinin sorumluluğunun tartışılması gerektiğini ifade etti. Sıradan bir yatırımcının fon portföylerini veya değerleme tekniklerini uzman seviyesinde denetleyemeyeceğini söyleyen Eğilmez, “Sorun daha önce görülmüşse, neden daha erken müdahale edilmedi?” sorusunu sordu. Eğilmez, yazısında “Bütün bunların sonunda faturanın, sisteme hiç girmemiş insanların üzerine bırakılması kabul edilmemeli” görüşünü savundu.
Risk alan kişilerin neden olduğu maliyetin tüm topluma yüklenmemesi gerektiği vurgulanan değerlendirmelerde, çözümün sistem içindeki haksız kazançlardan karşılanması gerektiği belirtildi.
