İktidar partisinde son dönemde gündeme gelen “yeni süreç” tartışmaları, milliyetçi ve muhafazakâr seçmen kitlesindeki hassasiyetleri tetiklerken parti koridorlarında endişelerin arttığı gözlemleniyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan gelen peş peşe açıklamalar, tabanda biriken soru işaretlerini gidermeye yönelik stratejik hamleler olarak yorumlanıyor. Cumhuriyet’in paylaştığı bilgilere göre, AK Parti içerisinde bu iki ismin çıkışlarının eş güdümlü olduğu ve seçmendeki rahatsızlığın ciddiye alındığı belirtiliyor.
AKP Kulislerindeki Hareketliliğin Sebebi Nedir?
Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, sahada yüksek sesle dile getirilmeyen ancak her geçen gün daha da belirginleşen “pasif bir tepki” süreci yaşanıyor. Özellikle milliyetçi-muhafazakâr tabanın, terör örgütü PKK’nın silah bırakma süreciyle ilgili belirsizliklerden rahatsız olduğu ifade ediliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, sürece dair “Somut adımların atılması şu ana kadar gerçekleşmedi” şeklindeki değerlendirmesi, bu beklentinin karşılanmadığının bir itirafı olarak görülüyor.
Kırmızı Çizgiler ve Güven Mesajı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yeni anayasa konusundaki çıkışı da bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uçum; Türk milleti, Türk vatandaşlığı, Türkçe, cumhuriyet, üniter yapı, laiklik ve demokratik hukuk devletini “kırmızı çizgi” olarak tanımlamıştı. Bu unsurların tartışmaya açılmasının bile söz konusu olamayacağını vurgulayan Uçum’un sözleri, iktidar tabanına verilen bir taahhüt niteliği taşıyor.
Süreç Seçmen Tercihlerini Nasıl Etkiliyor?
AKP içerisinde yapılan değerlendirmeler ve genel merkeze ulaşan saha izlenimleri, mevcut tablonun oy kaybına yol açabileceği riskini ortaya koyuyor. Parti kurmayları, anketlerde ve saha çalışmalarında seçmenin sessiz ama kararlı bir tutum içinde olduğunu gözlemliyor. Kaynaklar, vatandaşın tepkisini şu çarpıcı cümleyle özetliyor: “İnsanlar tartışmaya girmiyor, sesini çıkarmıyor ancak sandığı bekliyor.”
İktidarın Sürece Dair Yeni Stratejisi
İktidar kanadı, sürecin başında hedeflenen siyasi iklimin tam anlamıyla oluşmadığını kabul ediyor. Bu doğrultuda, seçim takvimi yaklaştıkça söylemlerin sertleşmesi bekleniyor. Devletin ve milletin temel değerleri, üniter yapının korunması ve terörle tavizsiz mücadele konularında daha net mesajların verilmesi planlanıyor. Temel amaç, bir yandan süreci yürütürken diğer yandan “taviz veriliyor” algısının güçlenmesini engellemek olarak belirlendi.
DEM Parti ve Dış Etkenlerin Rolü Nedir?
AK Parti çevrelerinde huzursuzluğun bir diğer kaynağı ise DEM Parti yöneticileri ve örgüt kanadından gelen beyanatlar. Bazı açıklamaları “açıkça kışkırtıcı” olarak nitelendiren parti kaynakları, bu söylemlerin iktidarın kendi seçmenine süreci anlatmasını güçleştirdiğini savunuyor.
Kulislerde öne çıkan genel kanı; sembolik görüntülerin tabanı ikna etmeye yetmeyeceği yönünde. Seçmenin, örgütün Kandil ve Suriye dahil olmak üzere tüm birimleriyle silah bırakmasını beklediği vurgulanıyor. Tartışmalı açıklamaların devam etmesi ve somut bir ilerleme sağlanamaması durumunda, bu tepkinin sandık sonuçlarına doğrudan yansıması ihtimali parti yönetiminde ciddi bir gündem maddesi olarak korunuyor.










