Ankara’da yürütülen bir soruşturma çerçevesinde, eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek hakkında mahkemeden adli kontrol kararı çıktı. Yurt dışı çıkış yasağı getirilen ikili, Almanya’daki bir şirket üzerinden gerçekleştirildiği iddia edilen milyonlarca euroluk para transferleri ve gayrimenkul alımlarıyla ilgili savcılığa şüpheli sıfatıyla ifade verdi.
Olay nedir ve neden soruşturma açıldı?
Sözcü TV programcısı Murat Ağırel tarafından gündeme getirilen belgelerin ardından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçerek re’sen soruşturma başlattı. Söz konusu iddialarda, Hülya Gökçek’in Almanya’da kurduğu bir şirkete Türkiye’den kayıt dışı yollarla milyonlarca euro aktarıldığı ve bu meblağ ile yüksek bedelli taşınmazlar alındığı öne sürüldü. Melih Gökçek ise konuya ilişkin daha önceki açıklamalarında, “Oğlum, gelinim ve torunlarım Almanya’dan vatandaşlık almak için bu şirketi kurdu” ifadelerini kullanarak durumu savunmuştu.
Soruşturma süreci nasıl ilerledi?
Yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para transferi yapıldığı iddiasıyla başlatılan tahkikat kapsamında, Melih Gökçek 4 Eylül tarihinde Ankara Adliyesi’ne giderek şüpheli sıfatıyla ifade vermişti. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte, olayın merkezinde yer alan Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek’in de bilgilerine başvurulmasına karar verildi. Savcılığın çağrısı üzerine adliyeye gelen çift, buradaki işlemlerinin ardından yurt dışına çıkış yasağını içeren adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Mahkeme, savcılığın talebini yerinde bularak her iki isim hakkında da adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti.
Melih Gökçek kararı nasıl değerlendirdi?
Gelişmelerin ardından Melih Gökçek, sosyal medya platformları üzerinden bir açıklama yaparak karara ilişkin görüşlerini paylaştı. Gökçek, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Soruşturma aşamasında bu tür adli kontrol tedbirlerine sıklıkla başvurulmaktadır. Bu nedenle verilen kararın olağan, makul ve soruşturma sürecinin doğal bir parçası olduğu kanaatindeyim. Adli kontrol kararı verilmesi, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Sürecin tüm yönleriyle araştırılmasına ve nihai değerlendirmenin bağımsız yargı tarafından yapılmasına saygı duyuyoruz. Ayrıca, Murat Ağırel’in tanık sıfatıyla verdiği ifadelerin gerçeği yansıtmadığı yönünde ciddi şüphelerimiz bulunmaktadır. Hülya Gökçek tarafından, bu iddiaları desteklediği değerlendirilen 11 ayrı bilgi ve belgenin Cumhuriyet Başsavcılığımıza sunulduğu ve gerekli şikâyetlerin yapıldığı tarafıma iletilmiştir. Murat Ağırel hakkındaki söz konusu iddiaların ve sunulan belgelerin hukuki açıdan değerlendirilmesi elbette yargı makamlarının takdirindedir. Beklentimiz hiç kimseye ayrıcalık tanınması değil, hukukun ve adaletin herkese eşit şekilde uygulanmasıdır. Türk yargısına güvenimiz tamdır.”








