1. Haberler
  2. Genel
  3. Figaro’nun Düğünü: Melih Cevdet’ten Sabahattin Ali’ye Bir Serüven

Figaro’nun Düğünü: Melih Cevdet’ten Sabahattin Ali’ye Bir Serüven

Ankara Büyük Tiyatro, Mozart’ın "Figaro’nun Düğünü" operasını 82 yıllık tarihi mirası ve genç sanatçıların performansıyla görkemli bir prömiyerle sahneledi.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Büyük Tiyatro Opera Sahnesi, geçtiğimiz akşam unutulmaz bir prömiyere ev sahipliği yaptı: “Figaro’nun Düğünü”. Wolfgang Amadeus Mozart’ın bestelediği bu ölümsüz eserin uvertürü, reklam filmlerinden akaryakıt istasyonlarına kadar hayatın her alanında karşımıza çıkan, zihinlere kazınmış bir melodidir. Rossini imzalı “Sevil Berberi” operasının bir nevi devamı olan bu eserin meşhur “Largo al factotum” aryasındaki “Figaro! Figaro! Figaro!” nidası, operayı dünya çapında bir fenomene dönüştürmüştür. Tıpkı bazı eserlerin tek bir sözle akıllarda yer etmesi gibi, Figaro da bu nakaratla hafızalardaki yerini koruyor.

Figaro’nun Düğümü: “General Figaro” Olayı Nedir?

Edebiyat dünyasının usta ismi Melih Cevdet Anday için Figaro ismi, sadece bir opera aryasını değil, trajikomik bir hatırayı simgeler. Anday’ın Kadıköy Ortaokulu’ndan sınıf arkadaşı Emin, opera eğitimi için gittiği İtalya’da Mussolini’ye karşı sergilediği bir tavır nedeniyle okuldan atılarak Türkiye’ye gönderilir. Yıllar sonra İstanbul’da bir araya gelen arkadaşlar, Emin’in Moda’daki evinde efkar dağıtırken gece yarısı bariton sesli Emin’in “Figaro! Figaro! Figaro!” diye haykırmasıyla olaylar gelişir.

Ertesi gün komşular, apartmandaki yaşlı bir adamın vefat etmesi üzerine polise giderek, “yaşlı amca dün geceki bağrışmaları duyunca korkudan öldü!” ihbarında bulunur. Komşuların, evde “Yaşasın General Figaro” diye bağırıldığını iddia etmesi, II. Dünya Savaşı arifesinde polisi harekete geçirir. Emniyet güçleri, bu hayali “General Figaro” isminin İspanyol diktatör Franco ile bir bağı olup olmadığını araştırmaya başlar. Gece yarısı yapılan bu “örgütsel” toplantının peşine düşen polis, Emin’in evine baskın yapar ancak kimseyi bulamaz.

Anday’ın Emniyet Kayıtlarındaki “Ünsüz Şair” Unvanı Nasıl Oluştu?

Olayın devamında, aralarında bariton Emin’in de bulunduğu herkes karakola götürülür. Polisin “General Figaro kim?” sorusuna Emin, bunun bir opera aryası olduğu cevabını verir. Toplantıda bulunanlar sorulduğunda Emin, Melih Cevdet’in ismini verir. Komiserin “Necidir bu Melih Cevdet?” sorusuna “Şair”, “Ünlü bir şair mi?” sorusuna ise “ünsüz şair” yanıtı alınır. Tutanaklara şu ifadeler geçer: “meşhur olmayan şair Melih Cevdet Anday’ın da aralarında bulunduğu bu toplantıda her ne kadar Figaro diye bağırıldıysa da bunun General Figaro olmadığı anlaşılmış.” Melih Cevdet, polis kayıtlarına “ünsüz şair” olarak geçmesini yıllarca gülerek anlatacaktır.

Ankara Halkevi’nde Tarihi Gece: İlk Temsil Ne Zaman Yapıldı?

Melih Cevdet’in sunduğu “Figaro’nun Düğümü” çözülememiş olsa da, “Figaro’nun Düğünü” operası 16 Haziran 1944 akşamı Ankara Halkevi’nde ilk kez izleyiciyle buluşur. Prömiyere Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün yanı sıra Renda, Saraçoğlu ve Hasan Âli Yücel gibi devletin zirvesindeki isimler katılır. İnönü, gösterim sonunda kulise giderek genç sanatçıları, “Bu büyük bir eserdir, muvaffak oldunuz. Zevkle, memnuniyetle seyrettik” sözleriyle kutlar. Bu başarılı kadro, 1936’da Paul Hindemith rehberliğinde temelleri atılan Devlet Konservatuarı’nın ilk mezunlarıdır.

Türk Operasının Bu Büyük Başarısı Neden Önemli?

Dört perdelik oldukça güç bir eser olan bu opera, o dönem “Tatbikat Sahnesi” adıyla “Tosca”, “Madame Butterfly” ve “Fidelio” gibi pek çok klasiği sahneye taşımıştır. Dönemin eleştirmeni Lütfi Ay, 26 Haziran 1944 tarihli Ulus gazetesinde, bu başarının Türk operası için bir zafer olduğunu yazar. Ay, İnönü ve Yücel’in provaları bile takip edecek kadar bu işe önem verdiğini belirterek, “kendi cevherimize inanmanın ve bir davaya aşkla sarılmanın zaferi” ifadesini kullanır.

Sabahattin Ali’nin Operadaki Gizli Rolü Kimdir?

Bu tarihi başarının perde arkasında edebiyatımızın usta kalemi Sabahattin Ali de vardır. 1936 ile 1946 yılları arasında Carl Ebert’in asistanlığını yapan Ali, birçok opera ve tiyatro oyununun mutfağında yer almıştır. Mozart hayranı olan yazar, eser için “Bu operanın orkestrasyonu müthiş” yorumunu yapmıştır. Hatta o yıllarda Kont karakterine hayat veren Vedat Gürten ile çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktadır. Eserin 1955 yılındaki sahnelenişinde ise dünyaca ünlü Leyla Gencer rol almıştır.

2026’da Figaro’nun Düğünü: Bugün Neler Oluyor?

Tam 82 yıl sonra, 1944’teki o tarihi gecenin ruhu Ankara’da yeniden canlanıyor. 1944-2026 sürecinde bayrağı Orhan Günek, Ayhan Aydan ve Saadet İkesus gibi isimlerden devralan bugünün genç yetenekleri, başarıyı sürdürüyor. Günümüz temsilinde “Sussana” rolüyle Ezgi Görkem Yıldırım ve “Cherubino” rolüyle Ezgi Karakaya sergiledikleri performanslarla büyük beğeni topluyor. Lütfi Ay’ın 82 yıl önce Ulus gazetesinde kaleme aldığı başarıyı bugün bizler 2026 senesinde yeniden not düşüyoruz. Atatürk’ün kültür vizyonunun ve sanat devrimlerinin ne kadar canlı olduğu, bu yolculukla bir kez daha kanıtlanmış oluyor.

Figaro’nun Düğünü: Melih Cevdet’ten Sabahattin Ali’ye Bir Serüven
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

WordPress ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
Alternatif ile Haber Hakkında Sohbet

Alternatif ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir